“Neden ile Başla” isimli kitabında Simon Sinek (2011) Martin
Luther King Jr, Mahatma Gandhi ve Nelson Mandela'nın büyük ölçekli kültürel
değişimleri şiddet içermeyen bir şekilde nasıl hayata geçirebildiklerini
açıklıyor. Bu liderlerin ortak özellikleri, yapmak istediklerini niçin ile
başlayarak, nasıl yapacaklarını ve neyi amaçladıklarını ifade etmeleridir. İlham veren liderler ilk önce neye inandıkları
ile başlar, dünya görüşlerini ve motivasyonlarını açık bir şekilde ortaya koyarlar.
Sinek, “niçin” net bir şekilde anlaşılır olduktan sonra, davranışlarımıza yön
verecek değerleri ve uygulamaya koymayı hedeflediğimiz sistemleri ve süreçleri tanımlayabiliriz.
Özetle, neden bir amaç, ya da inanç sunuyor. Nasıl sorusuna verdiğimiz cevaplar
ise, eylemlerimize rehberlik eden değerleri nasıl ifade ettiğimizi ve amacımıza
nasıl ulaşmayı hedeflediğimizi kapsıyor.
Monday, April 9, 2018
Tuesday, February 6, 2018
Değişim İçin Oluşması Gereken Koşullar
Richard Beckhard ve Rubin Harris, 1977'de yayınlanan "Organizational
Transitions: Managing Complex Change" isimli eserlerinde Beckhard&Harris
denklemi olarak bilinen değişim denklemini yayınladılar. Değişim koşulları
ancak aşağıdaki denklemin gerçekleşmesi durumunda oluşmaktadır:
Memnuniyetsizlik x
İstenilebilirlik x Uygulanabilirlik> Değişime Direnç
Şimdi, denklemin her bir öğesini açıklayalım ve değişimde neden
ona ihtiyaç olduğunu inceleyelim:
• Memnuniyetsizlik
- Bir sosyal sistemde değişim gerçekleşmeden önce sistemin üyeleri mevcut
durumdan memnun kalmamalıdır. Eğer genel olarak bireyler durumdan memnun iseler,
kimse muhtemelen kendini değişime motive hissetmeyecektir.
Memnuniyetsizliğe örnek olarak, rekabet baskısı ("Pazar
payı kaybediyoruz") veya işyeri baskısı olabilir ("Satış işleme
yazılımımız günde birkaç kez çöker"). Memnuniyetsizlik, insanları mevcut
durumdan rahatsız eden herhangi bir faktör olabilir.
• İstenilebilirlik
- Önerilen çözüm veya alternatif çekici olmalı ve insanlar bunun ne olduğunu
anlamalıdır. Sistem üyeleri, değişiklik sonrasında nasıl bir şey olacağına dair
açık bir vizyona sahip değilse ve değişimin neden daha iyi olacağını düşünüyorlarsa
muhtemelen bunu gerçekleştirmek için istekli olmayacaklardır. Vizyon daha net,
daha detaylı ve anlaşılabilir hale
getirilirse, bireylerin değişimle hemfikir olabilme olasılıkları yükselir.
• Uygulanabilirlik-
Sistem üyeleri değişikliğin gerçekçi ve uygulanabilir olduğuna ikna olmalıdır.
• Değişime Direnç
- Değişime karşı direnç, insanların değişimle ilgili inançlarınıgösterir
("Yeni bir sistem olağan dışı iş süreçlerimize uymaz"), herhangi bir
değişikliğe karşı inatçılık ("Bu saatten sonra yeni bir sistemi kullanmayı
öğrenmek istemiyorum"), ilişkilerin
bozulması ve statü kaybı korkusu “bizim yeni bir lidere ihtiyacımız yok”
Bu üç unsurun arasında
arasında çarpıcı bir ilişki olduğu için bir öğe eksikse, bu değişkenin
değeri sıfır olur ve bu durumda denklemin her iki tarafının da sıfıra eşit
olacağı anlamına gelir. Arzulanan değişim gerçekleşmez.
Wednesday, December 6, 2017
Değişim:Bir Fikirden Eyleme
Bu yazımın konusu yine değişim yönetimi. Sevsek de sevmesek
de çevremizdeki her şey sürekli değişiyor. Değişimin altında kalmamak için hem
kendimizi, hem de şirketlerimizi sürekli yeniden kalibre etmek birincil
liderlik önceliğimiz. Gerek danışmanlık şirketi Deloitte, gerekse de John
P.Kotter’ın çalışmalarında %70 gibi bir başarısızlık oranı artık endüstri
standardı olarak ilgili tüm literatürde yer alıyor. Ancak bu oran değişim
yönetiminin henüz emekleme çağını yaşadığı ülkemizde daha yüksek olabilir. Bu
yüksek başarısızlık oranına neden olan birçok etken var. Değişim yönetiminde
niye başarısız olunuyor diye hem Türkçe, hem de İngilizce araştırma yaparsanız, önünüze birçoğunu sizin de bildiğiniz sayfalar dolusu kaynak gelecektir. Bunlardan statüko, değişiminin zorluğu, değişim direnci, değişimin sıkıcılığı
gibi nedenler başlıcalarıdır.
Üst düzey yöneticiler önemli bir değişim projesini
duyurduklarında, çalışanların açıklanan değişimi hemen kucaklayacaklarını ve
destekleyeceklerini umut ederler. Çalışanlar açıklanan değişime başlangıçta
endişe, kafa karışıklığı, tepkisizlik ve sorgulama ile yaklaştıklarında,
yöneticiler bu davranışları "değişime direniş" olarak değerlendirirler.
(Çalışma hayatımda önemli değişim projeleri sürecinde bu tip sorgulayıcı ekip
üyelerinin genellikle yanlış değerlendirildiklerini ve proje dışına
itildiklerini gördüm.) Maalesef kendilerinin de benzer bir süreçten
geçtiklerini unuturlar. Aslında çalışanların çoğuna göre farkları değişim
fikrini hazmedecek yeterli zamanları olmasıdır.
İnsanların tepki veya örgütsel değişimine ilişkin bu gecikmeli
etkiyi, yazar William Bridges “Managing Transitions, Making the Most of Change” isimli kitabında bu olguyu “maraton etkisi” olarak adlandırıyor. “Marathon Effect”değişimin planlanmasında
liderlerin dikkate almaları gereken önemli bir modeldir.
Değişim ve Maraton
İlişkisi
Yüzlerce kişinin katıldığı bir maraton koşusu düşünün. En
hızlılar başlangıç çizgisinin önünde yer alırlar. Daha sonra arkaya doğru
insanlar gruplar halinde dizilirler. İddiası düşük olanlar genellikle en
geriden başlar. Başlama tabancası patladığında en öndekiler fırlar bir süre
sonra geridekiler başlama çizgisine yaklaşır ve onlarda koşuya katılır. En
arkadakiler öne gelmesi ve koşuya başlaması biraz daha zaman alır. Bu süreçte
ilk çıkanlar bayağı yol kat etmiştir. Belki geride hala esnemeye çalışan, adalelerindeki
gerilimi iyileştirmeye çalışan koşular vardır. Bunlarda kendilerini hazır hissettiklerinde
koşuya katılırlar. İşte aynı bu şekilde şirketlerde de patronlar ve CEO’ların
değişimden herkesten önce haberi olur. Bu gelişmeyi yönetim toplantısında bir
aşağıdaki kıdemli yöneticilere açtıklarında onlar artık önlerini herkesten önce
görmeye başlarlar. Üst kademe yöneticileri toplantıdan çıkıp gelişmeleri
içselleştirinceye kadar bir süre daha geçer. Kendileri hazır olduğunda
departman yöneticilerini çağırarak yeni projeden bahsederler. Artık sürpriz
sırası departman müdürlerindedir. Onlarında gelişmeleri kendi kadrolarını anlatmaları
bir süre daha alır. Artık CEO ve üst kademe yöneticileri önlerini görmekteler ve
diğer tüm çalışanlarında değişime kendileri ile aynı hızda uyum sağlamalarını
beklerler. İşte yanıldıkları nokta budur. Maratonda yaşanan süreç değişim
yaşayan şirketler için güzel bir metafordur.
Bir sonraki değişim projenizde bu modeli dikkate almanız, insanların
değişimi içselleştirebilmeleri için farklı sürelere ihtiyaçları olduğunu
akıldan çıkarmamanız işinizi daha kolaylaştıracaktır.
Friday, October 20, 2017
Ekiplerde Güven Ortamının Oluşturulması
Geçenlerde Türkiye ve Orta Doğu ülkelerinde faaliyette bulunan bir yabancı sivil toplum örgütünün 5
farklı ülke vatandaşlarından oluşan ekipleri için bir ekip geliştirme çalışması (Team Workshop) yaptık.
Proje sponsoru bize başvurusunda ekip ruhunu ve işbirliğini geliştirmeyi amaçladığını belirtti. Henüz
iki, üç aydır birlikte olan ekip üyeleri hem farklı ülkelerde yaşıyorlardı, hem de birbirlerini iyi
tanımıyorlardı. Hemen bir program tasarımına başladık. Yeni oluşturulan ekiplerde en önemli
hususun ekip üyelerinin birbirlerini iyi tanımaları ve öncelikli olarak güven ortamının oluşturulmasını
düşündük ve programımızı bunun üzerine kurguladık çünkü güven olmadan bir ekip etkili bir şekilde
çalışamıyor- nerede olursanız olun ve ne yapıyorsanız yapın. Programın birinci bölümünü ilişki ve ekip
içi iletişim konularına ayırdık. Bu bölümde olumlu sorgulama, kişisel başarı hikayeleri ve Johari
Window gibi teknikleri kullandık. Programın ikinci gününde işin tanımına ve ekibin mevcut
durumunun bir resmini çıkartmak için vizyon, misyon ve SWOT çalışmaları yaptık. Daha sonraki
aşamada ekip görev tanımı ve öncelikli hedeflerin belirlenmesi çalışması yaptık ve eylem planları
çıkarttık. Bu iki günlük süre içerisine konularla ilgili aktiviteler ve oyunlar serpiştirdik ve
workshop’umuzu eğlenceli bir aktivite ile tamamladık. Herkesin birbiriyle yakın ilişki kurduğu ve açık
paylaşımda bulunduğu bu iki günlük süre sonunda tüm katılımcıların yüzleri gülüyordu. Tabii bu ve
benzeri çalışmaları ekibin kurulduğu ilk dönemlerde fazla zaman geçirmeden yapmak lazım.
Yaptığımız çalışmaların sonunda bir ekipte güven oluşturulması ve sürdürülmesi için şu kriterler öne çıktı, bunlar:
Beceri: İnsanların yapmaları gereken işleri yapabileceklerinden emin miyiz? Bizi hayal kırıklığına uğratmayacaklarını biliyor muyuz? Örneğin bir uçağa bindiğimizde, bizi hedefimize götürecek olan pilotlara güveniyoruz. Onlara güveniyoruz çünkü işlerinde yetkin olduklarına inanıyoruz.
Açık Olma: Ekip üyeleri bilgi paylaşıyor mu? İnsanlar bizimle bilgi paylaşmazsa, ilişkiler şüpheli hale gelir - bilginin güç olduğunu unutmayın. Bazen özel durumlarda bilgi paylaşılamaz ancak meslektaşların bunun nedenini bilmeleri önemlidir. Öte yandan, insanlar bizimle bilgi paylaştığında, yaptıkları pozitif bir geri bildirim veya bize güvendiklerine dair bir sinyal, bizim de onlara güvenme olasılığımızı artırır.
Dürüstlük: Ekip üyelerinin söyledikleri ile yaptıkları uyumlu mu? Bir şey söyler ve başka bir şey yaparsak güven hemen sarsılır.
Karşılıklılık
Uygunluk: Ekip arkadaşlarınızla değerlerinizi, ilgi alanlarınızı ve hedeflerinizi paylaşıyor musunuz?
İyi niyetlilik
Öngörülebilir olma
Ekipte rahat ve mutlu olma hissi
Takımdan dışlanan kimse var mı?
Yaklaşılabilir olma
Yaptığımız çalışmaların sonunda bir ekipte güven oluşturulması ve sürdürülmesi için şu kriterler öne çıktı, bunlar:
Beceri: İnsanların yapmaları gereken işleri yapabileceklerinden emin miyiz? Bizi hayal kırıklığına uğratmayacaklarını biliyor muyuz? Örneğin bir uçağa bindiğimizde, bizi hedefimize götürecek olan pilotlara güveniyoruz. Onlara güveniyoruz çünkü işlerinde yetkin olduklarına inanıyoruz.
Açık Olma: Ekip üyeleri bilgi paylaşıyor mu? İnsanlar bizimle bilgi paylaşmazsa, ilişkiler şüpheli hale gelir - bilginin güç olduğunu unutmayın. Bazen özel durumlarda bilgi paylaşılamaz ancak meslektaşların bunun nedenini bilmeleri önemlidir. Öte yandan, insanlar bizimle bilgi paylaştığında, yaptıkları pozitif bir geri bildirim veya bize güvendiklerine dair bir sinyal, bizim de onlara güvenme olasılığımızı artırır.
Dürüstlük: Ekip üyelerinin söyledikleri ile yaptıkları uyumlu mu? Bir şey söyler ve başka bir şey yaparsak güven hemen sarsılır.
Karşılıklılık
Uygunluk: Ekip arkadaşlarınızla değerlerinizi, ilgi alanlarınızı ve hedeflerinizi paylaşıyor musunuz?
İyi niyetlilik
Öngörülebilir olma
Ekipte rahat ve mutlu olma hissi
Takımdan dışlanan kimse var mı?
Yaklaşılabilir olma
Wednesday, May 24, 2017
Thursday, May 11, 2017
Belirsizlik dönemlerinde ne tip liderlere ihtiyaç var?
Yüksek
belirsizlik dünyayı etkilemeye devam ediyor. Zenginler kazanımlarını kaybetmek
istemiyorlar, fakirlerde mevcut durumdan memnun değiller. Dünya kendisine yeni bir üretim ve paylaşım
modeli buluncaya kadar bu çalkantılı durum sürecek gibi görünüyor. Bu yıl
Davos’ta düzenlenen toplantılardan birinde belirsizlik dönemlerinde liderlerin
sahip olması gereken özellikler tartışıldı. Dünya Ekonomik Forumu kurucusu Klaus Schwab yılın başında şunları yazmıştı:
"Liderler, belirsizlik, dalgalanma ve derin dönüşüm değişikliklerinin
belirginleştiği bir dünyada yaşadığımızı anlamalıdırlar." Davos’a her yıl yüzlerce küresel lider geliyor. Bu liderlerden dördüne şu soru
soruldu: içinde yaşadığımız çalkantılı süreçte gereken liderlik özellikleri nelerdir?
Adam Grant, Wharton School, işletme ve Psikoloji Profesörü
Belirsizlik dönemlerinde, sorumluluk sahibi liderler için kritik bir beceri, "yanılmış olabilirim" diyebilecek tevazua sahip olmaktır. Bu liderlerin çoğu görüşlerine inatla bağlıdırlar. Bu güven sarhoş edici olmakla birlikte, koşullar değiştiğinde akıllıca kararlar alabilmenin önünde önemli bir engel oluşturmaktadır. Sonuç olarak, liderlere basit bir mesajım var: haklı çıkmak ihtimalini artırmak istiyorsanız, muhtemelen yanlış olduğunuzu da kabul edin.
Phil Tetlock ve Dan Gardner, Superforcasting isimli Bestseller yazarları
Adam Grant, Wharton School, işletme ve Psikoloji Profesörü
Belirsizlik dönemlerinde, sorumluluk sahibi liderler için kritik bir beceri, "yanılmış olabilirim" diyebilecek tevazua sahip olmaktır. Bu liderlerin çoğu görüşlerine inatla bağlıdırlar. Bu güven sarhoş edici olmakla birlikte, koşullar değiştiğinde akıllıca kararlar alabilmenin önünde önemli bir engel oluşturmaktadır. Sonuç olarak, liderlere basit bir mesajım var: haklı çıkmak ihtimalini artırmak istiyorsanız, muhtemelen yanlış olduğunuzu da kabul edin.
Phil Tetlock ve Dan Gardner, Superforcasting isimli Bestseller yazarları
Yüksek belirsizlik, yargı kalitesinin önemini ön plana
çıkarmaktadır. İyi yargılamada hiç bir şey entelektüel alçakgönüllülükten daha
önemli değildir. Bu kendini küçümseme değildir. Entelektüel alçakgönüllülük, hem gerçekliğin
sonsuz karmaşıklığını hem de insanlığın sapa bilirliğini takdir etmek demektir.
Çok değerlidir, çünkü ciddiye alınır, bunu şu üç sonuç takip eder: Bir, entelektüel
tevazu akıllı liderlerin çabuk ve kolay cevaplara güvensiz olmalarına neden
olur. Entelektüel olarak alçak gönül her zaman, daha fazla bilgi edinmek ve
farklı perspektifler keşfetmek ister. İki entelektüel alçakgönüllülük, iç gözlemi
tetikler. Hatalar kaçınılmazdır. Birinin kendi düşüncelerine karşı acımasız
eleştirel yaklaşımı hatalarını düzeltebilir. Üç, belki de en önemlisi entelektüel
alçakgönüllülük kesinlikten yoksundur. Nitekim entelektüel mütevazı liderler için
"hiçbir şey kesin değildir" Bütün kararlar sadece olasılığın konusudur,
bu olasılıksal düşünce biçiminin amacı olayların belirsizlik derecelerini kesin
olarak ayırmaktır.
Linda A. Hill, Harvard Business School İş İdaresi Profesörü
Liderler çevik ve düzenli olarak yenilik yapabilen
organizasyonlar inşa edebilmelidir. Artık insanlar gelecek için tek bir lideri
izlemek istemiyor - bu dünün modeliydi. Geleceği hep birlikte yaratmak
istiyorlar. İnovasyon, farklı yetenekteki insanların bir araya gelerek içinde
oldukları ekibi veya örgütü hedefine götürmek için farklı zamanlarda ortaya
çıkardığı kolektif bir etkinliktir. İnovasyon lideri kendini ön plana çıkartmaktan
ziyade yetenekler için sahneyi kuran kişidir. Bunu yapmak kendilerini bir deha
gibi gören liderler için her zaman kolay değildir. Başkalarının yeteneklerine inanma, gücün ve kontrolün cömertçe paylaşılması
duygusal ve entelektüel tevazu gerektirir.
Kishore Mahbubani, Lee Kuan Yew School Kamu Yönetimi, Dekan
Tüm sorumlu liderlerin bugün sahip olması gereken önemli bir
beceri, değişime yol açan ana küresel eğilimleri anlamaktır. Dünyamız bugün üç
gelgit kuvvetinin etkisinde. Birincisi, Asya'nın dönüşü ve Batının ezici tarihinin
sona ermesidir. İkincisi, hızlandırılmış küreselleşme, küçük, birbirine
bağımlı, sınırsız bir dünya yaratmaktadır. Üçüncüsü, Klaus Schwab'ın bu kadar çok sözlü olarak söylediği Dördüncü Sanayi
Devrimi'ni sürükleyen, patlayıcı teknoloji değişimdir. Bu gelgit dalgalarının
her biri derinlemesine anlaşılmalıdır. Buraya kadar olan kısım işin kolay
bölümü. Zor kısım ise gelgit dalgalarının birbirlerini nasıl etkilediğidir. Bu
nedenle ABD-Çin ilişkilerinin geleceğini çözmek çok zor. Küreselleşme ve
teknoloji, aralarında derin bir karşılıklı bağımlılık yaratmaktadır. Güç
kayması onları parçalara ayırıyor. Dolayısıyla, Xi Jinping veya Donald Trump
gibi kişilikleri izlemek yeterli değildir. Ayrıca davranışlarını yönlendiren
daha derin güçleri anlamamız gerekir. Zamanımızın bu eşsiz karmaşıklığını
anlamayan liderler, kendi toplumlarına liderlik etmek için donanımsızdırlar.
Friday, March 31, 2017
Subscribe to:
Posts (Atom)
