Monday, May 9, 2016
Thursday, January 28, 2016
Değişim Sürecinde CEO'nun En Önemli Rolü
Değişim yolculuğu en basit anlatımla A noktasından B noktasına gitmektir. Genellikle bu ilişki düz bir çizgi ile gösterilir. Gerçek hayatta böyle mi? bir değişim yolculuğuna çıkmadan önce kendinizi bir şirketin toplantı salonunda düşünün. CFO proje için yeni finansal kaynaklar yaratılmasında ısrar ediyor, operasyon genel müdür yardımcısı önce kalite programı diye tutturuyor, IK Genel Müdür Yardımcısı eğitim ve performans yönetimi öncelikli olmalı diye ayak sürtüyor. Pazarlama Genel Müdür Yardımcısı "müşteri odaklı olmalıyız" diye bastırıyor. Bu manzara genellikle değişim programlarının başlangıcında karşımıza çıkar. Eğer bir orta yol bulunmazsa görüş farklılıkları değişim yolculuğu boyunca devam eder ve biz bir türlü düz bir çizgi izleyemeyiz. Yolculuğumuz uzar, maliyetler ve riskler artar. İşte CEO'ların rolü bu ilk toplantılarda önem kazanıyor. CEO mutlaka bu tartışmaları "kolaylaştırmalı" ve değişim liderleri arasında bir uzlaşma sağlamalıdır. Bu yapılmadığı takdirde, ki inanın bana genellikle ihmal ediliyor ve yol boyunca "didişmeler" sürüyor. Projelerimizde genel müdürleri genellikle ilk yaptığımız toplantılarda işin süresini, maliyetini vs. konuşurken görüyoruz. Daha sonra arkadaşlar size yardımcı olsunlar deyip çıkıyorlar! Demek ki CEO'lar yolculuğun sağlığı için önemli bir liderlik becerisi olan "kolaylaştırma" konusunda kendilerini geliştirmeli ve bu rolü ihmal etmemeliler. Kaynaklar her zaman sınırlı olacağı için, öncelikle nelerin, ne zaman ve nasıl yapılacağı konusunda üst yönetim üyeleri arasında görüş birliğinin veya konsensüs sağlanması CEO'ların asli sorumluluklarından biridir.
Saturday, January 9, 2016
Kültürel Değişim Sabır İster
Kültürel değişim, ister kurumsal düzeyde olsun, ister bireysel düzeyde, değişim yönetiminin en zor alanıdır. Arzulanan davranış değişikliklerini görmek, zaman, sabır ve ısrarlı çalışma gerektirir. Bu akşam OBAMA'nın bireysel silah kontrolu yasası ve Amerika'da işlenen suçları azaltmak için yapacaklarını anlattığı konuşmasını dinledim. Aynen şunları söyledi" Değişim uzun bir yolculuktur ama hedefinizi bilirseniz, ufak adımlarla zaman içinde istediğiniz değişimi yaratabilirsiniz. Bizde bir anda mucize yaratamayız çünkü sorunun birçok paydaşı var. Ama çıkaracağımız yasalarla kısa vadede ufak ilerlemeler sağlamayı düşünüyoruz" işte değişimin ne olduğunu anlamış bir lider. Hele sorunun birçok paydaşı varsa. Ani verilecek kararlar ancak paydaşlar arasında çatışmaya yol açıyor. Radikal değişimler, ancak paydaşlar arasında bir konsansüs sağlanması ile başarılı olabilir. Başka çare yok...
Wednesday, December 16, 2015
Nasıl Takım Olunmaz?
Geçtiğimiz
günlerde yine iki büyük futbol kulübümüz ani olarak aldıkları ve nedeni
anlaşılamayan bir kararla, bir anlamda ekip lideri olan antrenörleriyle
yollarını ayırdılar. Bu şekilde çalıştırıcı değişimi futbol dünyasında bize
özgün. Aynı şekilde oyuncularda aniden değişebiliyor. Senede iki çalıştırıcı
değiştirildiğini bile gördük. Beklenti şu; birisi gelecek ve iki hafta sonra
takım önüne gelene üç çekecek, böylece yönetim istifa sesleri işitilmeyecek! Futbol
kulüplerimizde yaşanan bu uygulamaları ben anti- bilim olarak adlandırıyorum, yani
bilime ters. Boyacı küpü yaklaşımıyla uzun vadeli, sürdürülebilir bir başarı
yakalanamadığını hepimiz görüyoruz. Futbol kulüplerimizde yaşanan bu yanlış
uygulamadan şirketlerimiz nasıl ders çıkarabilirler?
Ekip
oluşumu ile ilgili kuramlara göre şirketinizde işe başlayan herkesin öncelikle
şirketi, çevresini ve iş arkadaşlarını tanımaya ihtiyacı vardır. Bu bir lüks
değil ihtiyaçtır. Ekibine uyum sağlayan birey daha sonra işlerin nasıl
yapıldığını öğrenmeye çalışır. Bu tanışma ve alışma süresi şirkete ve üyesi
olduğu ekibe göre değişmekle birlikte, örgütsel gelişimle ilgili yazılı
kaynaklarda üç ay ila 18 ay arasında değişmektedir. Dolayısıyla üyeleri büyük
ölçüde değişmiş bir ekibin ve liderinin neler yapıp yapamayacağını görmek için
bu sürelere ihtiyaç var. Bazı kurumlar bu ısınma süresini kısaltmak için ofis
dışı aktiviteler düzenlerler. Bunların en önemli amacı insanların birbirlerini daha
çabuk tanımaları, sınırlarını ve kişiliklerini görmeleridir. Böylece ekip
arkadaşlarınızı daha iyi tanımış olur ve ilişkilerinizi ona göre
geliştirirsiniz. Siz daha işe başlayalı
birkaç ay olmuş bir çalıştırıcı veya satış müdürü ile yolunuzu ayırdığınızda
yani ekibinizdeki kritik kişileri değiştikçe, ekipteki ilişkiler tekrar başa
döner, çünkü farklı dinamikler devreye girer. Örneğin, çatışma yaşanmazken tekrar
çatışmalar yaşanmaya başlar. Bugün gelişmiş ülkelerde ekip üyelerinde bireysel
özelliklerden ziyade, bireylerin ekibin diğer üyeleri ile uyumuna önem
verilmektedir. Siz ne kadar yıldız olursanız olun, ekibinizin aldığı sonuçlar
yetersiz ise öncelikle başvurulan yöntem birisini değiştirmek değildir. Böyle
durumlarda öncelikle ekip içi dinamikler sorgulanmaktadır. Yani ilişkiler ve iş
yapış biçimleri. İlişkiler kadar önemli diğer hususlar ise ekibin hedefine
giderken nasıl çalışacağı, görevler, hedefler, performans ve ödüllendirme sistemleri.
Şimdi biz kurumlarda çalışırken şöyle ilişkilere şahit oluyoruz; bunlara futbol kulüpleri de dâhil. Ekip
oyuncularından birisi bir yöneticinin adamı, birini CEO atamış, diğerini YKB
atamış ve aralarında özel koşullar konuşmuşlar. Başlarındaki çalıştırıcı, genel müdür vs.
doğal olarak adama söz geçiremiyor. Adam yönetim kurulu başkanına giderim
şeklinde bir özgüvene sahip veya genel müdüre sen bana karışamazsın beni buraya
başkan getirdi diyebiliyor. Zaten böyle örgütlerde o kişilerde başkan
koltuğunda oturduğu sürece o işte kalıyor, başkan değişince onlar da gidiyor.
Böylece hem hiçbir zaman ekip olamadığımız gibi, örgütte bilgi ve deneyim
birikimi sağlanamıyor ve yeni girenlerle bu paylaşımı sağlayacak kişi kalmıyor.
Örgütlerde her seferinde başa dönüp, yapılan hatalı tekrar ederek hayatta
kalmaya çalışıyorlar. Bu genel görüntü bizdeki kamu kurumları dâhil, birçok
kurumdaki hâkim manzara. İstisnai olarak bir şekilde yabancı sermayeye
bulaşmış, örgütsel gelişim eğrisinde belirli bir seviyeye gelmeyi başarmış,
yönetim bilimini anlamış şahıslarla yönetilen şirketlerde bu yazdığımız
hususlara dikkat ediliyor ama sayıları çok az.
Evet,
kulüplerimize dönecek olursak, oyuncuların bireysel kalitelerinden ziyade takımın
bir bütün olarak işleyişini değerlendirmeden, hedef, performans ve ödüllendirme
sistemlerini adil ve herkesin bildiği şeffaf bir şekilde çalıştırmadan, beş
maçta takım yenilgi aldı diye çalıştırıcı değiştirirseniz daha çok başarı beklersiniz.
Ekip başarısı uzun vadeli sistematik bir çalışmayla zaman içinde gelişir. Bunun
en iyi örneklerinden biri de Amerikan ulusal futbol takımıdır. Siz iyi
yönetilmeyen ilişki ve taktik karmaşa yaşayan bir ekibe, kimi getirseniz
getirin başarınız şansa kalır. Zaten öyle olmuyor mu?
Saturday, October 24, 2015
Kurumsal Raporlamaya Yeni Bakış: Entegre Raporlama
21 Ekim 2015 tarihinde TUSİAD tarafından Sabancı Center'da "Kurumsal
Raporlamada Yeni Dönem: Entegre Raporlama" başlıklı konferans
düzenlendi. Açılışta TÜSİAD Başkan'ı Cansen
Başaran yaptığı konuşmada Entegre Raporlamanın öneminden bahsederek, bu
raporun sürdürülebilirlik yolculuğunda ilerleyen şirketlere yol göstermesini
umduklarını söyleyerek, bu konferans vesilesiyle tanıtım kitapçığını
hazırlanmasında emeği geçen Yıldız Teknik Üniversitesi Hocalarından Prof. Dr. Güler Aras'a teşekkürlerini
sundu.
Peki, Nedir bu Entegre
Raporlama? Şimdiye kadar hazırlanan raporlardan farkı ne?
Entegre raporlama bütüncül bir bakış açısı sağlayarak, kuruluş
operasyonlarının açık ve net, birbirleri ile bağlantılı ve karşılaştırılabilir
bir şekilde sunulmasını sağlar. Kuruluşun mevcut raporlarında yer alan en
önemli bilgileri bir araya getirirken bunların birbirleri ile bağlantısını
kurar, bunların kuruluşun bugün ve gelecekte değer yaratmasına nasıl etki
ettiğini anlatır. (Aras, Entegre Raporlama sayfa 43)
Entegre raporlamada finansal veriler, sosyal, yönetimsel ve
çevresel verilerle birleştirilerek daha bütüncül bir yaklaşım sağlanıyor.
Kuruluşun nasıl bir değer yarattığının hem üst yönetim, hem tüm çalışanlar hem
de kuruluşun tüm paydaşları tarafından daha iyi anlaşılmasını sağlar. Böylece
kuruluşun ve paydaşlarının daha sağlıklı bilgiye dayalı kararlar almasına
yardımcı olunur.
Hangi ihtiyaçtan doğdu?
Finansal tablolar uzun yıllar boyunca şirket performansının
değerlendirilmesinde kullanılan tek kaynak iken, yaşadığımız küresel ekonomik
krizler, sadece finansal raporlar üzerinden yapılan değerlendirmeler, şirketlerin performans ve geleceklerine ilişkin tüm tabloyu sunmakta yetersiz kalmıştır.
Dünyanın küçülmesi ilişkilerin iç içe geçmesi, sistemik sorunlardan artık az
veya çok tüm şirketlerin etkilenmesi ve yaşanan istikrarsızlıkların şirketlerin
sürdürülebilirliklerini doğrudan etkilediğini gören yatırımcılar, şirketlerden
finansal olmayan performanslarına ilişkin de bilgi talep etmeye başladılar. Son
olarak 2008 yılındaki finansal kriz, uzunluk ve karmaşıklığına rağmen
geleneksel raporların risklere cevap vermede yetersiz kaldığını ortaya koymuş,
iş dünyası ve yatırımcılar arasındaki güvensizliği azaltmak amacıyla finansal
olmayan bazı verilerin de şirket raporlarına girmesiyle entegre raporlamaya
doğru ilk adımlar atılmıştır.
Şirketlere Ne Yarar
Sağlıyor?
Entegre raporlamanın şirketlere sağladığı yararları IIRC
(International Integrated Reporting Council) CEO’su Paul Druckman’ın
anlattıklarından ve Prof.Dr. Güler Aras’ın çalışmasından derleyerek aşağıdaki
şekilde sıraladım:
·
Şirketlerde önemli bir engel olan silo
düşüncesini kırmak.
·
Şirketin finansal olmayan alanlarda da gelişmesini
ölçmek.
·
Paydaşlarda güven yaratmak.
·
Yönetim kurullarının şirketi daha iyi anlaması.
·
İş Modelinin nasıl değer yarattığını anlamak.
·
Kısa vadeli kardan, uzun vadeli değer yaratma
anlayışına geçmek.
·
Veri kalitesinde iyileşme.
·
Karar alma süreçlerinde iyileşme.
·
Risk ve Fırsatların daha iyi anlaşılması.
Entegre raporlama konusu Türkiye’de henüz daha çok yeni. Bu
uygulamaya henüz aktif olarak geçen şirket yok. Sadece iki şirket bu konuda
Türkiye’de başlatılan çalışmalara katılma kararı almış. Benim danışman olarak
gördüğüm kadarıyla henüz Türkiye’de bu raporların istediği bilgileri sağlıklı
olarak üretecek yapı yok. Yapı derken sadece fiziki yapılar değil, zihinsel
yapıları da kastediyorum. Bizde şirketlerde çok yoğun bir silo yapısı
görürsünüz. Sadece şirketler arası değil, şirketlerin içinde de çok büyük
rekabet vardır. Bu bizim çalışma kültürümüzün bir parçası. Dolayısıyla entegre
raporla çalışmalarına bir yerden başlangıçta “sade” bir raporla başlanması,
şirketlere yukarıda sayılan faydaları sağlayabileceği gibi, geleceğin iş
dünyasında yeri olmayan silo kültürü ve bu kültüre özgün olumsuz davranış
biçimlerinden kurtulmamızı sağlayabilir.
Kaynakça:
Entegre Raporlama, http://www.tusiad.org.tr/bilgi-merkezi/raporlar/kurumsal-raporlamada-yeni-donem--entegre-raporiama/
Rapor Örnekleri: http://examples.integratedreporting.org/home
Etiketler:
Entegre Raporlama,
Etkinlik,
Sürdürülebilirlik
Monday, October 12, 2015
Volkswagen Sürdürülebilirlik Problemini Neden Çözemedi?
Geçen ay Volkswagen’in yaşadığı talihsiz olay geçmişte
Amerika’da Dünyaca ünlü finans ve yatırım şirketlerinde yaşananlardan özünde
farklı değil. Nedir yaşananların ortak noktası. Bu şirketlerde bir CEO var. Bu
CEO yönetim kurulana karşı sorumlu. Yönetim kurullarının baktığı tek şey var, kâr
yani para. Ne kadar kâr, o kadar ikramiye. Bu şirketlerde yönetim kurulu
üyelerinin bir yıllık kazançlarını bizler hayatımız boyunca kazanamıyoruz. Evet,
neden böyle oluyor? Neden bu insanlar sadece kâr odaklı çalışıyorlar?
Sürdürülebilirlik alanında neden istenen gelişme elde edilemiyor? (Ben bu
satırları yazarken haberlerde IMF Başkanı Christine Lagarde böyle giderse “
Tavuk gibi kızaracağız” diyen demeci alt yazı olarak geçiyordu.)
| Kapitalist Organizasyon |
Evet, sürdürülebilirlik sorununu
çözmek için yeni değerler seti oluşturmak gerekiyor. Sadece kâr amacı gütmeyen,
insanları ve Dünyamızı da önemseyen, kapsayıcı bir Dünya görüşüne ihtiyaç var. Bugünkü
koşullarda değişime direnç nedeniyle bunu yönetim kurulları seviyesinde
oluşturmak oldukça hayalî. İşletme okullarından başlayacak uzun bir çalışma
gerektiriyor maalesef. Lagard’ın uyardığı gibi geç kalıyoruz.
“İnsanoğlunun ayakta
kalabilmesi ve daha üst seviyeye çıkabilmesi için, yeni ve daha ileri bir
düşünce sistemine sahip olması gerekir” Albert Einstein
Not: The Costs of Capitalism's Crisis: Who Will Pay? (Prof. Richard Wolff) izlemenizi tavsiye ederim.
Not: The Costs of Capitalism's Crisis: Who Will Pay? (Prof. Richard Wolff) izlemenizi tavsiye ederim.
Etiketler:
değişim yönetimi,
Kurumsal Kültür,
Sürdürülebilirlik
Friday, September 11, 2015
Apple'a göre Değişim Liderleri
IBM ile Apple'ın ezeli rekabeti 1980'lerde başladı. Apple'ın Machintosh ürünü için 1984 yılında ve yalnızca bir kez yayınlanan 60 saniyelik bir reklam filmi, Apple'ın, IBM gibi bir devi, bir kenara iterek bilgisayar pazarında kendisine kalıcı bir yer sağlamasında önemli ölçüde etkili olmuştur. George Orwell'ın 1984 romanından esinlenilen ve IBM'in bir tür "Big Brother" olarak tanımlandığı reklam, izleyenlere "Farklı Düşün" diyordu. Reklamın bitiş cümleleri aynen şöyle;
"Çılgınlar, uyumsuzlar, asiler, baş belaları, eski köye yeni adet getirenler...Onlar kural düşkünü değildirler ve statükoyu umursamazlar. Onlardan yararlanabilir, onlara karşı çıkabilir veya alçaltabilirsiniz. Yapamayacağınız tek şey onları görmezden gelmektir; çünkü onlar değişim yaratanlardır.Onlar insanlık koşusunu bir adım ileri götürenlerdir. Bazıları onlara deli diyebilir. Bizim için onlar birer dahidir. Dünyayı değiştirecek insanlar, onu değiştirebileceklerini düşünecek kadar çılgın olanlardır."
"Çılgınlar, uyumsuzlar, asiler, baş belaları, eski köye yeni adet getirenler...Onlar kural düşkünü değildirler ve statükoyu umursamazlar. Onlardan yararlanabilir, onlara karşı çıkabilir veya alçaltabilirsiniz. Yapamayacağınız tek şey onları görmezden gelmektir; çünkü onlar değişim yaratanlardır.Onlar insanlık koşusunu bir adım ileri götürenlerdir. Bazıları onlara deli diyebilir. Bizim için onlar birer dahidir. Dünyayı değiştirecek insanlar, onu değiştirebileceklerini düşünecek kadar çılgın olanlardır."
Subscribe to:
Posts (Atom)
